Wim wenders
Image via Wikipedia

Wim Wenders’in  2008 yılında çektiği filmini izledim önceki gün.  Filmi çok sevdim. Çekimler, görüntü, kamera hepsi çok etkileyiciydi. Çok sevdiğim bir kaç sahneyi tekrar tekrar izleyeceğim.  Kısaca özetlersem; çok başarılı bir fotoğrafçı olan Finn, yaşadığı hayattan mutsuzdur, sevgilisi Francesca ile ayrılmak üzeredir, arkadaşları moda fotoğrafları çekmesinin sanatçı imajına zarar verdiği konusunda uyarmaktadırlar.  Muhteşem bir ofise 360 derece dönen kamerası ile  üstü açık arabasında 360 derece dönebilen kamerası ile çekimler yapmaktan hoşlanır. Bir gece yine arabasını kullanırken yaptığı çekim yüzünden, tarfik kazası atlatır ve ölümden döner…Dım dım dım…Herşey bundan sonra başlar. Finn, kendisini Palermo’ya atar, bu güzel Sicilya şehrinde sokakları arşınlar… Meraklısı imdbden detayları öğrenir nasılsa. ‘Ölüm’ ü oyanayan bilge adam Denis Hooper çok etkileyiciydi. Finn ve Ölüm’ün arasında geçen diyalog ta öyle…

Bu filmi izlediğimin ertesi günü heryere tıkıştırdığım kartlarımı, mektuplarımı, gazete küpürlerimi ayıklarken kimin yazdığını, hangi film üzerine yazıldığını not etmediğim bir kupür düştü bir not defternin arasından.  Bununla film, dondurmalı kazandibi oldu :)

 Şöyle yazıyor:

Bu filmden konuşurken ille Baudelaire’in o düzyazı şiirini hatırlıyorum:

“Her zaman sarhoş olmalı. Her şey bunda: Tek sorun bu. Omuzlarınızı ezen sizi toprağa çeken Zaman’ın korkunç ağırlığını duymamak için, durmamacasına sarhoş olmalısınız.

Ama neyle? Şarapla, şiirle, ya da erdemle, nasıl isterseniz. Ama sarhoş olun.

Ve bazı, bir sarayın basamakları, bir hendeğin yeşil otları üzerinde, odanızın donuk yazlnızlığı içinde, sarhoşluğunuz azalmış ya da büsbütün geçmiş durumda uyanırsanız, sorun, yele, dalgaya, yıldıza, kuşa, saate sorun, her kaçan şeye, inleyen, inleyen, yuvarlanan, şakıyan, konuşan herşeye sorun ‘saat kaç?’ deyin; yel, dalga, yıldız, kuş, saat, hemen verecektir karşılığını: ‘Sarhoş olma saatidir. Zamanın inim inim inletilen köleleri olmamak için sarhoş olun durmamacasına! Şarapla, şiirle, ya da erdemle, nasıl isterseniz.’

Alanis Morisette söylüyor radyoda ‘Let’s do it, Let’s fall in love’… 1928’de Cole Porter’ın bestlemiş bu  şarkıyı.

Gününüz güzel geçsin…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s